Mustafa Yelkenli, Mete Kaan Kaynar, Yalanın Egemenliği

Resmî  ideoloji, yurttaşların düşünmesi, söylemesi, inanması ve tüm bunlara uygun şekilde hareket etmesi için resmî ideologlar tarafından kurgulanmış fikirler, değerler ve ritüeller bütünüdür. Diğer bir ifade ile belirtmek gerekirse resmî ideoloji, bizden inanmamız istenenlerin toplamıdır; yurttaşın zihninin dönüştürülmesi sürecidir. Devlet, çeşitli toplumsal kurumlar aracılığı ile vatandaşının düşünmesini, inanmasını, yapmasını istediklerini ona aktarır; verir. Bu verilenleri içselleştirenler, zihni inşâ edilenler makbul vatandaşı, içselleştiremeyenler ise ötekini, hâini, kökü dışarıdakini, satılmışı oluştururlar. Resmî  ideolojiye göre herkes Türk?tü, her Türk asker doğardı, varlığımız Türk varlığına armağandı, devlet ülkesi milleti ile bölünmez bir bütündü ve bizler birbirinin lazımı ve melzumu olan sınıfsız kaynaşmış bir kütleydik. Oysa Anadolu coğrafyasında yaşayan herkesin Tük olmadığını, her Türk?ün asker doğmadığını ya da sınıfsız bir toplum olmadığımızı yöneticiler de biliyorlardı. Resmî ideoloji işte burada devreye giriyordu. Cumhuriyet rejimi işe herkesi Türkleştirmek, sınıfsız bir toplum inşâ etmek vb için amaçlarla yol çıkmıştı ama bu gerçekleşmeyince herkesin Türk olduğu, her Türk?ün asker doğduğu vb. apriori kabul edilerek diğerlerinin yok sayıldığı, görmezden gelindiği, tüm bunların yapılamadığı durumlarda da gerçeklerin bastırıldığı, susturulduğu, çarpıtıldığı, tevil edildiği kurgusal bir inşâya geçildi. Devlet, hayata geçiremediği politikaları (ulusun inşâsı) resmî ideoloji ile yeni bir gerçeklik alanı yaratarak halka dayatmaya başladı. Artık ya bu ulus-devletin, tam da devletin istediği türden ulusu olunacaktı, ya da öteki: Ya deryada mâhî, ya da tava da ızgara!

 

ISBN : 978-975-8449-68-2

Sayfa sayısı : 167

 

 

 

 

Diğer Kitaplar